9 Temmuz 2014 Çarşamba

Yöresel Bağımlılığımız: SIKMA!





Adana ve Mersin çevresinde çok yaygın olan ve çok sevilen bir hamur işidir sıkma. Bildiğim kadarıyla esas Yörük işidir. Herkesin anlayacağı şekilde ince açılmış bazlamanın içine patates veya peynirli harç sarılarak yapılır. Belki Hacıoğlunda peymacun yiyen varsa aynı lezzet olduğunu söyleyebilirim. Öğrenciyken Ankara'da sıkmanın ikamesi oydu benim için! Dün gece ani bir kararla yapmaya koyulunca biraz özensiz ve ölçüsüz oldu ama yine de kolayca tarifini vereceğim. 

Malzemeler
4 çay bardağı ılık su
Yarım paket instant maya
1 tatlı kaşığı tuz
Bir çimdik şeker
Alabildiğine un 

İçi için
350 gr peynir
2 adet kuru soğan (devasa boyutta değil)
Birkaç dal maydanoz
Karabiber

Üzeri için
Tereyağ, margarin veya sıvı yağ

Öncelikle her zaman olduğu gibi mayalı hamur yapacaksak konulacak malzemelerin oda sıcaklığına gelmesine dikkat ediyoruz. Sıkma hamuru sadece un, su ve tuzla yapılır aslında. Hatta buzluğa atılmış birikmiş bayat ekmeklere su ve un ekleyerek çok çok daha güzel olur.Bunlar seçenektir. Bende bayat ekmek olmadığı ve hamur yapma konusunda biraz beceriksiz olduğumdan kuruma ihtimalini ortadan kaldırmak için maya kullandım. Mayanın fazla kullanılması hamuru kabartacağı için önerilmez :D

Bu kadar tanıtımdan sonra artık tarife geçiyorum. Suya mayayı ve şekeri ekleyip eritiyoruz daha sonra un ve tuzu ekleyip yoğuruyoruz. Yumuşak bir hamur elde etmemiz gerekiyor. Çok un konursa hamur da bazlamalar da sert ve kuru olacaktır. Hamur toparlandıktan sonra üzerine nemli temiz bir bez örtüp 1 saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz. 

Bu arada içi hazırlayabiliriz. Ben lor ve beyaz peynir karıştırdım. Genelde sıkma çökelekle yapılır ama ben pek sevmediğim için kullanmadım. Soğanları minik minik doğruyoruz. Ben sahur için yaptığımdan rahatsız etmesin diye soğanları çok az sıvı yağda birazcık kavurdum ama ağza gelmeleri için de diri bıraktım. Aksi halde çiğden yapılır. Yine kuru soğan yerine yeşil soğan kullananlar da olur tamamen tercih meselesi. Baharatını ve kıyılmış maydanozları ekleyip tüm bu malzemeleri karıştırıyoruz.

Patatesli yapmak isteyenler için haşladıktan sonra yine çiğ veya hafif kavrulmuş soğanla karıştırıp bol karabiber ve tuz ekleyerek içi hazırlayabilirler. 

Hamur mayalandıktan sonra bir tarafa bir sofra örtüsü veya gazete serebilirsiniz. Ben gazetenin yiyeceğe temasını hiç sevmediğim için sofra örtüsü kullanıyorum. Hamuru bezelere ayırıp bol unla incecik açıyoruz. Açtığımız hamurları sofra örtüsü üzerine seriyoruz. Ben bu ölçünün yarısını yaptım ve 8 tane beze elde ettim. Siz ölçüyü ona göre artırabilirsiniz. Hatta hamur işinden daha iyi anlayan biri muhtemelen 10 tane çıkarır diye düşünüyorum. Benimkiler biraz kalın olmuştu.


Açma işlemi bittikten sonra bir sac, teflon tava, krep tavası veya benim gibi pizza tepsisi üzerinde kısık ateşte iki trafını pişiriyoruz. Dikkat etmemiz gereken nokta çok fazla pişirmemek. Çünkü çok pişerse sert ve kuru olur ve sarılırken dağılır. Özellikle ilk koyduğumuz yönü çok daha kısa pişiriyoruz. Bu sırada da kullanacağımız yağı hazırlamak lazım. En güzel yakışanı tereyağ veya margarindir ancak sağlık nedeniyle başka bir şey de kullanabilirsiniz. Tereyağ kullanacaksanız eritin. Eritilmiş yağa sıvı yağ da karıştırabilirsiniz hafifletmek için.

Pişen her yufkayı vakit kaybetmeden sıcakken ocaktan alıyoruz. İlk pişirdiğimiz tarafta daha küçük kabarcıklar olacak o tarafı dışa gelecek şekilde örtü üzerine alıp iç kısma yağ sürüyoruz. sonra birazını büküp büktüğümüz kısma harç koyup sıkıca sarıyoruz. Soğumamaları için de bir tencere, havlu veya sofra bezi içerisine alıyoruz. Pişen yufkalar beklememeli anında yağlanıp sarılmalıdır. Sıkı sarmak sonradan açılmaması için önemlidir. Benim yaptığım iç hamura fazla geldiği için bol bol iç koydum. İçi fazla tutmamak ince olmaları için önemlidir. Zira sıkmanın incesi makbuldür. :)

Yağlama konusunda eğer margarin veya pastorize tereyağ kullanacaksanız eritip fırçayla sürebilir veya çok daha kolay olan ambalajdan tutup bir tarafını açıp boyama yapıormuş gibi yağlamayı seçebilirsiniz. Isıyla yağ hemen eriyip sürülecektir. 

Aslında sıkma kalabalıkla yapılınca daha kolay ve keyiflidir. Herkese bir görev verilir. Biri açar, biri pişirir biri sarar... Ben genelde saadece biri ham yapar kısmında devreye girerdim evlenmeden önce :d İş bölümü olunca hem daha çabuk biter hem de soğumalarına fırsat kalmadan sıcak sıcak yenebilir. 

Yanında çay, ayran ve kola mükemmel olur! Bilmeyenler mutlaka denesin diyorum. 

Sevgiler D.

4 Temmuz 2014 Cuma

Makara Adana Blogger Buluşması






Seçil sanırım mart ayından beri Makaraadana'da bir buluşma ayarlamaya çalışmaktaydı. Ancak kimsenin uygun zamanı aynı güne denk gelmeyince sürekli erteleniyordu. Kuzey Güney dizisini izleyenler ordaki makarayı bilir. Aslında dizi devam ederken böyle bir şey gerçekten var mı diye merak edip araştırmıştım ama bi sonuca varamamıştım sonra şubat ya da mart ayıydı trafikteyken kafamı bir çevirdim MAKARA! Sonra orda buluşmaya da karar verilince buluşmaya kadar gitmemiştim. Sonunda geçtiğimiz hafta perşembeye karar verildi. Bu sefer çok rahat gittim çünkü daha önce tanıştığım arkadaşlar olacaktı.



Çok güzel bir akşam oldu. Bol bol sohbet ettik. Acemi bloggerlar olarak tecrübeli arkadaşlardan fikir aldık. Hatta bir ara bilgisayarlarla buluşup daha ayrıntılı bir blog eğitiminden geçmeye karar verdik. Herkes birbirine ısındı.



Adana yazları çok sıcak olduğundan hayalet şehir gibi olur. Çoğu kişi de yazlık veya yayla evinde olduğundan büyük bir buluşmayı yaz sonuna veya en azından bayramdan sonraya yapılır diye konuşmuştuk. Büyük buluşma için planlar yaptık, fikir alışverişinde bulunduk. Daha sık görüşmeye ve bu buluşmalarda farklı konseptler oluşturmaya karar verdik. Özellikle ben KPSS yüzünden pek zaman ayıramamıştım. Daha çalışkan bir blogger olmam yönünde telkinler aldım. Ben biraz acele gittiğimden kamera götürmemiştim. Nihal bu konuda uzman fotoğraf işini ona bıraktık.






Siparişte değişik bir sistem kullanıyorlar. Sipariş için bir kart ve marker dağıtılıyor. Karttan istediğimiz boyutu, istediğimiz malzemeleri ve içeceğimizi işaretliyor sonra üzerine adımızı yazıyoruz. Aynı şekilde hesap öderken de isim söylenince tutar hesaplanıyor. Oldukça kullanışlı, değişik ve samimi bir uygulama.



Sonraa seçtiğimiz makaralarımız geldi. Ben içi çikolatalı üzeri antep fıstıklı istedim. Ancak daha önce yiyenlerin tecrübelerinden yararlanarak çikolatayı yanında istedim. Tadı antep fıstıklı kruvasan gibi ama daha çıtır ancak asla milföy gibi dağılmıyor daha hamura yakın kıvamı. Ayrıca fotoğraflamamışız ama aromasını bir türlü bulamadığımız çaydan bahsetmeden geçemeyeceğim. Adana'da olanlara mutlaka tavsiye ederim. 



Sıklaştıracağımız buluşmaların ilki böyle keyifli geçti. Resimde soldan sağa, bendeniz, Pınar, Seçil, Sinem, Aslı ve Birgün. Fotoğrafı çeken ise Nihal. En kısa sürede tekrarlamak dileğiyle... 

Sevgiler D. 

3 Temmuz 2014 Perşembe

Somun Ekmek



Bizim evde farklı bir yemek düzenimiz var. Eşim yemek sektöründe olduğundan yemek saatlerinde evde olamıyor. Uykuyu sevdiğinden kahvaltısını da hafta içi evde yapmıyor. Bu yüzden haftada iki gün yemek yapıyorum. Şimdi ramazan geldiğinden sahurda kahvaltı keyfimiz oluyor. Ben de her zaman hazırlayamadığım şeyleri yapmak, özenli sahur sofraları hazırlamak istiyorum. Yeni hamur makinemin de büyük etkisiyle birlikte birkaç gün önce sahurda kendi ekmeğimizi yapmaya başladım. Bu tarifte taş fırın ekmeğine benzer bir somun ekmek olacak.



Malzemeler

Yarım yaş maya (Ben pakmaya kullanıyorum)
3 çay bardağı ılık su
1 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Alabildiğine un
Yarım yemek kaşığı tereyağ

Yapılışı

Mayalı hamur yaparken malzemelerin oda sıcaklığında olması çok önemli. O yüzden maya dahil tüm malzemeler 10-15 dakika kadar oda sıcaklığına gelmesi için bekletilmeli. Yaş mayayı da buzluğa koymamamız gerektiğini pakmaya etkinliğinde Elif Hanım'dan öğrenmiştim.

Ilık suyun içinde mayayı eritiyoruz. Daha sonra şeker ve tuzu ekleyip onları da eritiyoruz. Son olarak da yavaş yavaş un eklemeye başlıyoruz. Farklı unlar farklı sonuç vereceği için un konusunda genelde net bir ölçü vermek zor. Ben yine de bir kepçe ile ekledim unu ve 8 silme kepçe ile hamur toparlandı. Hamurun aslında yumuşak olması gerekiyor ancak ben henüz o kadar uzmanlaşamadım. Yumuşaktan biraz sert oldu benim hamur.

Daha sonra hamurun üzerini nemli bir bezle örterek mayalanmaya bırakıyoruz. İlk yaptığım ekmek sütlü bir ekmekti. 1 saatin sonunda 3 katı kadar kabarmıştı. Bu hamur o kadar kabarmadı. Ama mayalanmasıyla ilgili bir sıkıntı da yoktu. Gayet istediğim kıvamda oldular piştikten sonra. Ben bir buçuk saat bekledim. Daha sonra biraz un ile hamuru yeniden toparlayıp ince uzun bir şekilde yuvarlıyoruz ve kesme aparatıyla önce ikiye sonra o parçaları da teker teker ortadan ikiye bölerek istediğimiz büyüklükte bezeler elde ediyoruz. Ben 8 beze elde ettim. Elimizle minik somun şekli veriyoruz. Uç kısımları biraz sivriltip büküyoruz ve bıçakla boylamasına derin bir kesik atıyoruz. Benim attığım kesik daha derin olabilirmiş.




Yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı olarak ekmeklerimizi diziyoruz. Bu şekilde de vaktiniz varsa en azından yarım saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz. Fırını 180 dereceye ısıtıp tereyağını eritiyoruz ve fırça ile ekmeklerin üzerine bolca sürüyoruz. 20-24 dakika arasında bir sürede pişecektir. Üstlerinin kızarmasından anlayabilirsiniz. Fırından çıktıktan sonra nemli bezi bu sefer tepsi üzerine örtüyoruz 15 dakika kadar da böyle bekletiyoruz. Ekmeklerimiz hem sıcak oluyor hem de daha yumuşak oluyor. Tarifi deneyenlerden yorumları bekliyorum. Ben çok yeniyim maya konusunda. Tecrübeli olanların da tavsiyelerine açığım.

Sevgiler D.

27 Haziran 2014 Cuma

Pakmaya Adana Etkinliği



Haziran ayı bitmeden bu ay katıldığım bu güzel etkinliği paylaşmak istedim. Pakmaya’nın birkaç ay önce Adana’da yapılan ilk etkinliğinden olup bittikten sonra Seçil’in blogunda
görmüştüm. Yeniden bir buluşma olacağını öğrendiğimde muhakkak katılmak istediğimi söyleyince Seçil de beni haberdar etti. Böylece ilk defa bir blogger olarak etkinlikte yer almış oldum. Giderken ilk defa böyle bir şeyin parçası olduğum için vaktin nasıl geçeceğini kestirememiştim. Aslında gitmek istememin en büyük nedeni maya kullanımı, hamur işlerinde püf noktaları öğrenmek istememdendi ancak ikinci buluşmada farklı bir konsept planlamışlardı. ALTIN GÜNÜ!

Hatta bir bloogerın evinde düzenlemek istemişlerdi son dakikada haberim olunca gönüllü bile oldum ancak sonradan dışarıda yapmaya karar verdiklerini öğrenince olmadı. Hatta biz Seçil ile yine bir şeyler hazırlayıp götürmeyi planlamıştık ancak buluşma yeri belli olunca bundan da vazgeçtik çünkü Adana'da pasta ve hamur işinde gidebileceğiniz en iyi yerlerden biri PASTA BAHÇESİ idi. Çok güzel bir açık büfe hazırlanmıştı bizim için. Daha sonra bize bir sürprizleri olduğunu söylediler ve denememiz için pakmayanın yeni lezzetlerinden oluşan bir kutu aldık.





Ancaaak bundan sonra her birimizi şoka sokan bir an geldi ve konseptimiz altın günü olduğu için hepimize birer tane de altın getirdiklerini söylediler. Kırmızı keseleri görünce çok fazla şaşırdık. Sonra altınlarımzı yakamıza taktık ve en başta eklediğim pozu verdik.




Dediğim gibi ilk defa böyle bir etkinliğe katıldığım için kimseyi tanımıyordum ve çok tatlı arkadaşlar edindim. Etkinliğe Seçil, Nihal, Funda, Emine ve Mürüvet katıldı. Her birini tanıdığıma çok çok memnun oldum.










Pakmaya ekibine bize olan ilgi ve özenleri için çok teşekkür ediyorum.


Yazıya ve fotoğraflara da Funda'nın tatlı oğlu Arman ile son veriyorum. Sevgiler D.


28 Mayıs 2014 Çarşamba

En şanslı kim?!

Merhaba.
Hala sık sık yazmaya vakit bulamıyorum ancak arada güzel haberler vermek için ufak postlar hazırladığım oluyor. Bu da onlardan biri olacak. Instagramdan berrakkibar olarak tanıyanlarınız vardır. Ready, Set, Illuminate blogunun sahibi Berrak çok cömert ve çok çok güzel ürünlerden oluşan bir çekiliş yapıyor.






Çekilişe katılarak yukarıdaki ürünlere ek olarak bir de walking on egshells almış. Çekiliş tarihine kadar bulabilirse bir de Comfort Zone palet ekleyecekmiş. Sevgili Berrak'ın çekilişine katılmak için Buraya tıklayabilirsiniz. Herkese bol şans diliyorum.

6 Nisan 2014 Pazar

Clinique Online Alışverişi

Yeniden merhaba.

Geçtiğimiz hafta içinde Clinique Online çok güzel bir kampanya yapmış, CC kremin 15ml'lik deneme boyunu 25 liradan satışa sunmuştu. Sonra yanılmıyorsam yalnızca bir gün için her alışverişe chubby stick intense rujların 07 numarası broadest berry'nin seyahat boyunu verdi. Ben de bu rujlara bayıldığımdan ve cc kremi de denemek istediğimden bu fırsatı kaçırmak istemedim.



CC krem ile ilgili şöyle bir durum var. Elimde bir çok BB krem var. Ayrıca birkaç tane de fondoten kullanıyorum bu yüzden aslında bir cc kreme de çok ihtiyacım yoktu. Bunun en büyük nedeni hassas olan cildim. Kapatıcılığı doğallığı ne kadar güzel olursa olsun yüzümde pütürlük yaratma ihtimaline yüzünden çok rahatlıkla bu tarz ürünleri alamıyorum. Küçük boy olunca nasıl kapatacak, nasıl nemlendirecek ve en önemlisi de alerjiye neden olacak mı denemiş olacağım.

CC kremlerin bir iddiası da cilt renginin görünümünü düzgünleştirmesi (colour correcting). 15ml'lik boy ile bu iddiasının doğruluğunu anlayamayacağımı düşünüyorum. Ancak vaadini yerine getirmesi de imkansız değil. Beyaz tenli olmama rağmen geçmişte burun altımdan başlayarak dudak çevresince bir daire çizecek bölgede belirgin bir sarı tonu oluşmuştu. Üniversitenin ilk yılında sürekli olarak fondoten pudra kullanmaya başlamam da bunun yüzündendi. Çok net gözle görülür bir ton farkı vardı ve yıllarca düzelmedi. BB kremleri çıktıktan sonra çok beğendiğim birkaç kremi çok sık kullandım ve farkına bile varmadan bu ton farkının açıldığını gördüm. Şu an hala zaman zaman dikkatimi çekse de kesinlikle eski hali gibi değil.

Aldığım CC kremin tonu light medium çünkü deneme boyu için sadece bu renk vardı. Tam boyu 40ml 86 tl. Tam boyda ise light, medium ve light-medium olarak üç renk seçeneği var. Deneme boyu renginden memnun kalanlar tam boy almak yerine 3 tane deneme boyu alırsa 45ml'lik ürüne 75 tl ödeyecek ve çok daha karlı olacaktır.

Alışverişimle birlikte her zamanki gibi iki adet de deneme ürünü seçebiliyordum. Severek kullandığım göz altı halkaları için göz kreminin deneme boyunu seçtim. İkinci ürün için hoşuma gidecek bir şey bulamayınca cildim kuru olmasına rağmen çevremde birine veririm diye çok övülen stay matte fondoten testerını seçtim.

Broadest Berry'i de henüz denemedim ama beğeneceğime şüphem yok. Denedikten sonra muhakkak bilgi vereceğim. Hatta elimdeki diğer chubby stick intense rujlar ile ilgili de bir yazı olabilir. Koyu renk süremeyen bana bordo, mor, kırmızı ruj sürdüren bu rujlara gerçekten BAYILIYORUM!

Deneme boyu CC kremi hala alabilirsiniz ancak ruj kampanyası bitse de clinique online sürekli bu tarz kapmanyalar yapıyor. Ayrıca Boyner Online da aynı şekilde bu ürünü 25 tl ye satıp alanlara 25tl lik hediye çeki veriyor. Bu da oldukça iyi bir kampanya. Size uygun olanı seçebilirsiniz.

Herkese güzel bir pazar diliyorum Sevgiler D.

2 Nisan 2014 Çarşamba

Kremalı Sebze Çorbası

Yaz kış çorbalara bayılsam da Adana sıcağında zorlamıyor değil. O yüzden havalar tamamen       ısınmadan çorbaya doymaya çalışıyorum. Yaptığım çorbaların muhtemelen benzer tarifleri her yerde vardır ancak benim yaptığım kremalı çorbaların  özelliği, Ankara'da üniversiteye başladığımda annemle telefonda aldığım bayıldığım ANNE KREMALI DOMATES ÇORBASI'ndan geliyor olması. O çorbada uzmanlaştıktan sonra bu krema tekniğiyle sevdiğim her şeyi karıştırarak çok sevdiğim ve etrafımdakilerce de çok beğenilen çorbalar yapmaya başladım. Sizinle kremalı sebze çorbasını ilk olarak paylaşacağım.






MALZEMELER (6-8 kişilik)
2 adet kabak
2 adet havuç
1 adet küçük patates
5-6 adet iri mantar (Ayrıca aynı gün başka bir yemekte kullandığım mantarların tümünün saplarını)
Başka istenilen sebzeler de eklenebilir.
1-2 diş sarımsak
4 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı tereyağ veya istenilen çeşitte yağ
2 su bardağı süt
4 su bardağı kadar etsuyu
Yeteri kadar kaynar su
Tuz, karabiber, köri, kimyon ve istenilirse sebzeli çeşni

Sebzeleri istenilen büyüklüklerde doğruyoruz. Büyüklüğü çok önemli değil çünkü mantar dilimleri hariç tüm sebzeler blenderdan geçirilecek. Bir yandan elimizin altında kaynar su bulunduracağız. Tüm malzemeleri hazırladıktan sonra, çorbayı tek bir tencerede yapabilmek için kremadan başlıyoruz.

Kreması için;

Tereyağı eritiyoruz ve ocağın altını orta ateşe alıyoruz. Üzerine un ekliyoruz ve üzerine bastırarak kavuruyoruz. (Aslında çorba blenderdan geçeceği için topaklanmasından korkmaya gerek yok bu çorba için :) ) Unun ne az ne fazla kavrulmaması önemli. Un kokusu gelmeye başladıktan bir dakika sonra yeterince kavrulmuş olacaktır. Bu aşamada elimizin altında bulunması gereken kaynar su hazır olmalı. Un kavrulunca sütü azar azar ekleyerek çırpma teliyle muhallebi kıvamına getirmeye çalışıyoruz. Muhallebi kıvamına gelene kadar sütü neredeyse iki üç yemek kaşığına denk gelecek şekilde eklemeliyiz ki yine de topaklar oluşmasın. Sütün tamamı eklendikten sonra biraz da kaynar su ile kıvamı inceltilir. Su konusunda belli bir ölçü vermiyorum çünkü una göre bu miktar çok değişiklik gösterebiliyor.

Sebzelerin eklenmesi;

Kremayı hazırladıktan sonra üzerine et suyunu ekleyin. Sonra mantar dilimleri hariç sebzeleri de ekleyin ve kaynadıktan sonra altını kısıp bir süre pişmeye bırakın. Sebzeler ezilecek kadar piştikten sonra el blenderı ile pürüzsüz hale getirin.Bir çorbaya baharat koymanın en doğru zamanı bana göre ocaktan almadan öncesidir çünkü baştan sona kaynayan baharatlar lezzetli olmayan bir acılık katıp renk değişikliğine neden olacaktır. Bu işlemden sonra mantar dilimlerini de ekleyip bir süre daha pişmeye bırakın. Sarımsak ise olmazsa olmaz değildir. Şüphesiz harika bir lezzet katsa da kimileri sevmemekte... Sarımsağın baskınlığını ayarlamak için ekleneceğini zamanı kullanabilirsiniz. Eğer sarımsağı kızgın yağa undan önce eklerseniz çok daha farklı ve yoğun bir lezzeti olacaktır. Yine sarımsağın ezilmesiyle tüm ya da bir kaç parça halinde eklenmesi de farklı tatlar verecektir. Ne kadar ezilirse sarımsak yağını ve lezzetini o kadar fazla verecektir. Eğer hafif bir sarımsak tadı isterseniz sebzelerle birlikte tek parça halinde ekleyebilirsiniz.

Sebzeler piştikten sonra dilenen miktarda tuz, karabiber ve çok çok az miktarda kimyon ile köri ekleyiniz. Özellikle bol karabiber ve az miktarda köri bu çorbaya mükemmel yakışmakta. Deneyecek olanlara afiyet olsun. Bir sorunuz olursa her zaman için çekinmeden sorabilir, kendi tariflerinizi veya tavsiyelerinizi de yorum olarak bırakabilirsiniz. Ne de olsa el elden üstündür. :)


                                                                            Sevgiler D.