10 Mart 2014 Pazartesi

Çekiliş

Nesneslis'in blogunda çok güzel bir çekiliş mevcut. Siz de şansınızı denemek isterseniz çekilişe katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Herkese bol şans :)

Bugünün Makyajı

Merhaba.

Her ne kadar olduğu gibi ve kaliteli bir şekilde fotoğraflayamasam da, bugün makyajımı paylaşmak istedim. Böylece son yaptığım alışverişlerden birkaç ürün hakkında küçük fikirlerimi de duymuş olacaksınız. Sabah derse giderken aceleyle olduğu için çok ayrıntılı fotoğraf olmayacak ancak elimden geldiğince ayrıntılı anlatacağım.




Kullandığım ürünler

Balm Voyage Palet
Rimmel Wake Me Up Fondoten
Time Balm Fondoten
Mac Studio Finish Concealer
Bahama Mama
Hot Mama
Sexy Mama
Rimmel Natural Bronzer
Mary Lou Manizer
Maybelline The Falsies- Flared Mascara
Vichy Essentials Lipbalm

Fırçalar
The balm crease, love & happiness
The balm pencil brush
Essence smokey eyes brush


Yüzümü ve göz altlarımı ayrı ayrı nemlendirdikten sonra bir mercimek tanesi büyüklüğünde put a lid on it aldım ve üzerine başka bir parmak ucumla dokunarak ürünü ikiye böldüm. Her bir parmaktakini her iki göz kapağıma ve göz altıma pıt pıt şeklinde vuruşlarla yedirdim. Bir dakika kadar tenimin ürünü çekmesini bekledim. Daha sonra essence smokey eye fırçayla balm voyage paletten C4 rengini göz pınarlarımdan başlayarak göz kapağımın yarısına kadar uyguladım. Fırçamın diğer yüzüyle bu sefer de C2 rengini ortadan gözümün dışına kadar uyguladım. The balm crease love happinnes fırçasının karıştırma fırçası tarafıyla iki rengin geçişini yumuşattım. The Balm pencil brush ile önce alt kirpik diplerimin tamamına C2 yi çizgi halinde uyguladım. Görünümünü yumuşatmak için C4 rengiyle üzerinden geçtim.  Mac studio finish concealer nw25 göz altıma ve burun kemiğimden göz çukuruma indiği damarlı bölgeye uyguladım. Bu numara oldukça sarı renkte. Ancak göz altımı tek renkte eşitliyor. Daha sonra Rimmel wake me up fondoteni parmaklarımla uyguladım. Balm Voyage paletten B1 rengini kaş altıma uygulayarak diğer renkli farların sınırlarını toparladım.

Bahama mama bronzer ile yanaklarıma ve burun kemiğime kontür uyguladım. Time balm fondotenin lighter than lighter rengi bendeki ve oldukça açık bir renk. Balm shelter aldığımda en açığın bir ton koyusunu vermişlerdi en açık istediğim halde inanılmaz koyu geldiği için time balm alırken özellikle en açığını almıştım. Ancak şöyle bir şey oldu ki cildim çok kuru olduğu için kompakt krem fondoten pullanmaya yol açtı bu yüzden ilk denememden sonra bir köşeye atılmıştı. Ayrıca belki bilenler bilir time balm concealer ile fondoten içerikleri aynı. Yani biri resmen daha küçük ambalajlı. Bu yüzden son günlerde kontür ve mac concealerin sarılığını almak için üzerine uygulamaya başladım.

Kontürden sonra fotoğrafa eklemeyi unuttuğum Golden Rose kaş kalemiyle kaşımdaki boşlukları doldurdum ki büyük kısmı boş. Çok doğal bir sonuç elde ediyorum. Daha sonra kaş fırçasıyla dağıtıyorum daha da doğal durması için.

Kaşlarımı da doldurduktan sonra Sexy mama transpara pudra ile fondoteni sabitledim. Rimmel Natural bronzerı yanaklarıma uyguladıktan sonra daha belirgin bir sonuç için Hot Mamayı da az miktarda uyguladım. Acelem olduğu ve gözümde yoğun renkler kullandığım için eyeliner uygulamadım. Marylou manizer ile elmacık kemiklerimi ve dudak üstümü aydınlattım. Maybelline the falsies flared maskarayı yalnızca
üst kirpiklerime uyguladım ve son olarak da ruj sürmeyeceğim için vichy essentials lipbalm ile dudaklarımı nemlendirdim. Ruj süreceğim zamanlarda lip balmı daha önceden kullanıp etki etmesini bekliyorum.
Fotoğraf sorununu çözebilirsem daha sık makyaj uygulaması eklemeye çalışacağım. Makyajım konusunda eleştirilerinizi önerilerinizi duymak isterim. Her gün öğrenmeye devam ediyorum.


  Sevgiler D.





                     



9 Mart 2014 Pazar

Merhaba

Her ne kadar blogu açarken sık sık yazı yayınlama niyetinde olsam da beklenmeyen olaylar her zaman olmaya müsait. Önce sağlık sorunu sonra da evimize minik bir yaramazın gelmesiyle günlük yoğunluğum son haftalarda birkaç kat artmış oldu.

Bildiğiniz gibi her yıl 8 mart haftasında birçok firma kampanyalar yapıyor. Hatta yıl içerisinde bazılarımızın bilip takip ettiği çeşitli kampanya dönemleri de mevcut. Ben birçok sefer aldığım ürünleri, ister tekstil ister kozmetik olsun, birkaç gün sonra yarı fiyatına falan görünce sinir krizine girdiğimden çok zorda kalmadıkça normal fiyattan almayı bıraktım. Ancak çok arayıp bulamadığım veya alternatifi olmayan durumlarda fazla para ödüyorum mecburen.

Şimdi gelelim bu yılki kadınlar günü alışverişime. Çok fazla yere gitmeye vaktim olmadığı için yalnızca Gratis'e gittim. Kampanyanın başladığı 6 Mart günü evime yaklaşık 2 dakikalık yürüme mesafesindeki Gratis'e gittiğimde Maybelline ve Loreal ürünlerinde hiçbir kampanya yoktu. Ben de bir kaç The balm ürününe baktım. Bu günlerin fazlaca bilinmesi nedeniyle hepimiz talan edilmiş bir manzarayla karşılaşmaya alışık olduğumuz için ertesi güne bırakmak istememiştim ancak yine de belli ürünler sanırım raflara hiç çıkmamıştı. Bunlardan biri çok bayıldığım ve beğenerek kullandığım put a lit on idi. Normal zamanda dahi çok zor bulunuyor rafta görünce insan hemen yedeklemek istiyor.

 İlk gün Yılbaşı indiriminde sağlamını bulamadığım için alamadığım Voyage paleti, bitmek üzere olan ve yine son birkaç indirimdir bitmeden yakalayamadığım mary-lou manizer, shady lady tekli far, eklips makyaj süngeri, perge marka ponza taşı ve indirimde olmadığı halde essence liplinerları çok beğendiğim için bir adet dudak kalemi aldım.

Eve gelince yine son birkaç indirimdir disk pamuk alamadığımı hatırladım ve pamuğum da bitmek üzereydi. Bugün geçen yıl da yaptığım gibi migrostan yıllık deodorant alımı yapacaktım. Pamuk aklıma gelince gratis'te durdum. Girmemle ne göreyim o gün indirimde olmayan şeyler de 50% indirimdeydi! Ben sanki yeni gezmemişim gibi yeniden gezmeye başladım.


Normal kare disklerden yine yoktu. Ben de top halindeki ve peeling etkili pamuklardan aldım. Dirty works'ten cımbız, kalemtraş, iki boy tırnak makası aldım. Bugün raflara tekrar çıkan yeni essence dudak kalemlerinden 3 renk aldım ikisi zaten kullandığım sevdiğim iki rengiydi. Maybelline one by one rimeli indirim yokken bile uzun zamandır hiçbir yerde bulamıyordum. Hemen aldım. Son olarak da The Balm'dan iki uçlu fırça aldım. Aslında Lumi magique fondoteni de almak istiyordum ancak renk konusunda emin olamadım ve satış temsilcisi de kendinden emin değildi hatta reyonda neyin nerde durduğunu dahi bilmiyordu nedense. O yüzden geri bıraktım aldığım rengi. Yakında aldıklarımla ilgili daha ayrıntılı inceleme yazılarını paylaşacağım.

Bu arada Migros'a gittiğimde nivea ürünlerinin kampanyaya dahil olmadığını öğrenince hiçbir şey almadan çıktım. Çikolatalarda da 3 al 2 öde vardı. Aslında pasta yapımında kullanmak için bu durumlarda çikolata yedekliyorum ancak günlerden pazar olduğu için kasalar çok kalabalıktı. Birkaç çikolata için beklemek istemedim. Siz neler kaptınız bu indirimde?

27 Şubat 2014 Perşembe

Bir Çekiliş Duyurusu

 Merhaba.

Henüz düzenli blog yazma alışkanlığı kazanamadığım için yeterince sık yazamıyorum. Bir de acemi olunca her şey normalden çok daha fazla zaman alıyor. Bugün yine yeni bir yazı paylaşamayacak kadar yoğun olduğum halde uzun zamandır takip ettiğim bir blogtaki çekilişi duyurmak istedim.

Çekiliş Clinique Superdefense spf 20 nemlendirici krem için. Blogun tatlı sahini kendi cilt tipine uymadığı için bir takipçisine hediye etmek istemiş. Blog için buraya tıklayabilirsiniz.

 Ben şimdiye kadar hiçbir şekilişten hediye kazanamadım ama yine de adet yerini bulsun duyuruyorum. Herkese bol şans diliyorum.

                                                                                                        Sevgiler D.
                                                                                            

24 Şubat 2014 Pazartesi

Başımın Belası Seboreik Dermatit

Yeni günden merhaba… 

Yıllardır Seboreik Dermatit ile yaşayan biri olarak bu yıllar boyunca yüzlerce şampuan, temizleyici, nemlendirici gibi birçok ürün denemek durumunda kaldım. Bu hastalığa azımsanmayacak bir sıklıkta rastlanıyor. Kimileri dönem dönem küçük ataklarla yaşadığı için saçımda kepek oluştu ya da cildim çok kurudu şeklinde çıkarım yaptığı için doktora gitme gereği bile görmüyorlar. Gitseler dahi benim de yaşadığım üzere başlangıçta gerçekten yalnızca kepek olmuş ve/veya cildiniz kurumuş gibi bir durumla karşılaşıyorsunuz ve aslında başlangıçta antifungal olarak adlandırılan medikal kepek şampuanları şikayetlerinizin giderilmesinde yeterli oluyor. Bu nedenle de başlangıçta yanlış müdahalelerle ataklar gerektiği gibi atlatılamadığı için genellikle ileri safhalarda aslında neyle karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Bilmeyenler için biraz daha ayrıntılı Seboreik Dermatit’i anlatmak istiyorum.

Dermatolojik rahatsızlıkların bildiğim kadarıyla hiçbirinin tam olarak neyden kaynaklandığı kesin olarak bilinmiyor. Bu nedenle bir cilt sorununuz olduysa gittiğiniz doktor size genetik, stres, alerji ve beslenme gibi seçeneklerden bir veya birkaçını sunacaktır. Seboreik dermatit ataklarında kendi gözlemlerimle birlikte araştırmalarımın da etkisiyle stresin çok büyük bir yeri olduğunu biliyorum. Doktorlar bunun genetik olduğunu yağ bezlerinin yapısından kaynaklandığını ancak bir tür mayadan da kaynaklanabileceğinden de şüpheleniyorlar ancak tabi bu da kesin bilgi değil. Seboreik dermatiti normal kepek veya kuruluktan ya da en basitinden egzamadan ayıran en önemli yönü oluştuğu bölgelerdir. Gerçekten bu konuda kişiden kişiye göre değişip sınır tanımasa da ayrıcı noktalar kulak arkası, kaşlar, burun ve dudak kenarları, madalyon egzama denilen göğüs arası ve saç dışındaki saçlı bölgelerde kaşıntılı, özellikle sarımtırak kepeklenmeler veya kabuklanmalar yaşıyorsanız bu hastalıktan mustarip olmanız olası.

Bende seboreik dermatitin ilk büyük atağı tüm sırt ve kollarımı kaplayan kızarıklıklar şeklinde gelmişti. Doktorum iz kalmadan geçeceğini ancak ne kadar zamanda tam kaybolacakları konusunda bir şey diyemeyeceğini söylemişti. Kortizon iğnesi verdi kullanmam gerektiğini söyledi. İlk iğnede izler kaybolmaya başladı ve kısa sürede tamamen geçti.

Kepek şampuanlarının işe yaramayı bıraktığı bir dönemde internetten ürün araştırmasına giriştim. Defne, katran, zeytinyağı sabunları, çeşitli yağlar, bitkiler, otlar derken dermo kozmetik ürünlerle tanıştım. Ancak şu var ki atak dönemine girerseniz çok memnun olduğunuz o harika hayat kurtarıcı şampuanınız bir işe yaramıyor. Özellikle şampuan diyorum çünkü böyle bir problemi yaşamayan tüm yönüyle göremez. Saçınıza kullandığınız ürün sadece saçınıza etki etmiyor. Yüz, göğüs, boyun, sırt bölgesine akıyor ve buralarda da lezyonlara yol açıyor. Özellikle erkeklerde sakal bıyıklarda bir kabusa dönebiliyor.

Bu konuyu neden bu kadar uzattım? Çünkü hayatımı çok fazla etkileyen, atak dönemlerinde çok moralimi bozan, moralim bozuldukça kurtulmasını da güçleştiren bir durumda kalıyorum. Bu hastalıkta bir kişiye çok iyi gelen ürünün başkasına yaramadığını çok sıklıkla gördüm ve duydum. Size iyi gelen ürün de bir süre sonra işe yaramamaya başlayabiliyor. Ürün hastalıkta işe yarasa da saçları birkaç saatte yağ içinde bırakabiliyor ki bu şampuanlar her gün kullanılamıyor. İyi gelen bir krem çoğunlukla kortizon içerdiği için uzun vadede sürekli kullanmak ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenlerle kesin bir sonuç vaat etmese de kullandığım ürünlerin bendeki etkilerini işine yarayacak birilerinin okumasını ve yardım görmesini çok isterim. Bu nedenle bu konudaki tecrübelerimi ve favori ürünlerimi sizlerle paylaşacağım. Eğer benimle bu derdi paylaşanlar varsa kendi tecrübelerinizi yorum olarak bırakıp paylaşın lütfen.

                                                                                                                                   Sevgiler D. 

23 Şubat 2014 Pazar

Başlangıç

Bu bir merhaba yazısı.

Çok uzun zamandır yerli/yabancı hem makyaj hem de pasta ve yemek blogları takip eden biri olarak kendi bloğumu açmak çok çok sonradan aklıma geldi. Aklıma geldikten sonra da yine çoook uzun bir süre bunu erteledim ve hatta bir plan dahi yapmadım çünkü önümde çok büyük bir engel vardı blog adı! Bir nick, kullanıcı adı bulmakta her zaman zorlanmışımdır çoğunlukla bulmak gerektiğinde etrafıma bakıp yazılı ne varsa onu kullanmışımdır ama iş blog açmaya gelince evet ben çok geç kalmıştım ve aklıma gelen isimler çoktan kapılmış olacaklardı.

Bugün bir anda aklıma blog açmak düştü hatta tam anlamıyla ne yapıyorsam işi gücü bıraktım bilgisayara gömüldüm. Her şey güzel başladı. Kısa sürede aklıma daha önce hiç düşünmediğim içime de sinen bir isim geldi. Instagram’da arattım isim boştu. Hemen bir mail aldım. Evet! Blogdan önce ınstagram hesabını almıştım. Sonra kapak fotoğrafıyla bir süre uğraştıktan sonra sıra bloğu açmaya geldiğinde acı gerçekle karşılaştım! Başta arattığımda istediğim adla Google aramaları sonuç vermemesine rağmen bu ismin ve çeşitli varyasyonlarının da müsait olmadığı gerçeğiyle yüz yüze kaldım. En sonunda içime sinse de sinmese de blog açmaya bu kadar yaklaşmışken tekrar ertelemek istemedim ve uygun bir isim bularak bloğu açtım. Bundan sonrası tam bir kaostu!

Ne yapacağımı tasarımı nasıl değiştireceğimi nerden neyi düzelteceğimi bilmiyordum tamamen yabancı bir arayüz vardı karşımda. Öyle böyle kendime ve acemiliğime gülerek bir şeyleri tamamladım. Bu konuda öğrenecek çok şey olduğunu da anlamış oldum.

Blog açarken bir kategori ile kendimi kısıtlamak istemedim ama genel olarak yaşamımda karşılaştığı güzellikleri, dizginlemeye başladığım alışveriş tutkumu, meraklı olduğum pasta ve yemek tariflerini ve tabi hayatımda büyük yeri olan makyaj bilgileri paylaşmak niyetindeyim.
                                                                              Sevgiler D.